Salı, Temmuz 04, 2006

Can Dündar yazıları

ÖNEMLİ DÜZELTME

11 yıl önce Can Dündar'a ait olduğunu zannederek yayınladığım, sonrasında ona ait olmadığını öğrenip düzeltme yazısı yazdığım http://dortyaprakliyonca.blogspot.com.tr/2006/07/can-dndar-yazlarna-dzeltme.html yazının sahibinden bir mesaj aldım bugün. (8 Şubat 2017)

Biline ki yazının sahibi Can Dündar değil Ömer Lütfi Küçükosman

byKush "Can Dündar yazıları" kaydınıza yeni bir yorum yaptı:

Yıllar sonra yeniden merhaba,
Öncelikle bloğunuzda yayınlamış olduğunuz düzeltme yazısı ve yönlendirme için teşekkür ederim. Geçen 11 yıl sonunda görüyorum ki internette halen aynı yazı aynı imzayla dolanıyor. Ve ben bir kez daha kendimi ispat turlarına başlamışım. Bu sefer işim daha da zor; candundar.com.tr kapanmış. Dolayısı ile insanlar arama motorlarında sizin tekzip yazınıza değil ama benim gibi bu sayfanıza ulaşıyor.

Emeğe saygınızı bildiğim için son bir rica ile bu sayfadaki yazının altındaki Can Dündar imzasını, içeriğindeki "oo Can bey kapmışsınız çıtırı" satırındaki Can / Ömer deformasyonunu bir de yazının girizgahındaki "Can Dündar yazıları
Can Dündar'ın yazılarını çok beğenerek okuduğumu; sık sık siteme koyduğum yazılarından anlamışsınızdır. Bugün de evlilikle ilgili çok güzel bir yazısını daha okudum. Onu da paylaşıyim istedim. Can Dündar'ın kendi sitesi olduğunu duymuştum ama bugüne kadar ziyaret etmemiştim. Ama artık isterseniz siz de ziyaret edebilesiniz diye linklerime ekliyorum." bölümlerini düzeltmenizi isteyebilir miyim?

ışık ve sevgi ile kalın.


Can Dündar'ın yazılarını çok beğenerek okuduğumu; sık sık siteme koyduğum yazılarından anlamışsınızdır. Bugün de evlilikle ilgili çok güzel bir yazısını daha okudum. Onu da paylaşıyim istedim. Can Dündar'ın kendi sitesi olduğunu duymuştum ama bugüne kadar ziyaret etmemiştim. Ama artık isterseniz siz de ziyaret edebilesiniz diye linklerime ekliyorum.(4 Temmuz 2006)

Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için.
17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum aynı zamanda da...
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan...

Nedir bu dayatmalar?

Erkeğin muhakkak kadından yaşça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine yada en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına "höt" dediğinde oturmalı kadın...
Yada yumuşatıyorlar; efendim kadın erkekten önce çöktügü için (hani doğum felan) küçük olmalıymış yaşı...
Eğitimde de böyle.. Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı....

EŞİM BENDEN 2 YAŞ BÜYÜK; ne "höt" dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü...
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti, "oo Can bey kapmışsınız çıtırı" esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmişlik taşladı, ne ben ona ezik baktım...

Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi, Ben dinlerken o konuştu 17 sene.
O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o "haklısın bitanem..." dedik, öfke bitip fırtına durulduğunda "ama bi de böyle düşün" de dedik fikrimizi savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama...


Sevginin en büyük dostuydu bizim için "güven"... Ve güvenin ardına saklanmış bir "saygı" vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi süt liman yaşayacaktık...
Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...
Gece yarısı kapı açıldı, eşim "ne yapıyosun burda?" diye sordu kapının eşiğinden,"uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle...
Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... "kay yana" dedi
daracık yatakta."ne yapıyosun?" dediğimde "benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim" dedi...

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...
Ve bence doğrusu da bu...
Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç..
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede...
Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu, oynanan...
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...
Topluma kulaklarını tıkayarak hemde... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...
Sadece gönlünüzden geçtiğince...
Dediği gibi Ataol Behramoğlu' nun;

"... Yasadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana..."

7 yorum:

Adsız dedi ki...

sevgili yonca;

nedendir bilinmez, bir yahoo grup içinde yazdığım yazı, önce Ataol Beharamoğlu'na, şimdide Can Dündar'a mal edildi...

Sizden ricam google da "ömerlütfi" yazıp arama tuşuna basmanız.. ki yazının bana ait olduğunu görebilesiniz.

böylece belki yazımın altına imzamı atma inceliğini gösterirsiniz.

şimdiden teşekkürler...

ışık ve sevgi sizinle olsun...


Ömerlütfi Küçükosman

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

Candundar.com.tr ye girip sahte yazılar kısmına bakarsanız evlilik isminde bu yazıyı göreceksinizdir. bu yazı candundara ait değil. düzeltirseniz yazana haksızlık etmemiş olursunuz.

Yonca dedi ki...

Eğer blogumdaki diğer yazılarımı da okusaydınız, hemen ardından yazıma bir düzeltme yazısı ile gönderme yaptığımı ve internette yazarlara ne kadar kolay haksızlık edildiğini dile getirdiğimi görürdünüz.

burak dedi ki...

merhaba bu yazıyı sevipte toplum baskısından dolayı kavusmamız imkasız olan aşkım okumamı istedi yaşı benden büyük ve eğitimide iyi ben daha okuyorum neden bu böyle olmak zorunda ki engeller cok fazla

byKush dedi ki...

Yıllar sonra yeniden merhaba,
Öncelikle bloğunuzda yayınlamış olduğunuz düzeltme yazısı ve yönlendirme için teşekkür ederim. Geçen 11 yıl sonunda görüyorum ki internette halen aynı yazı aynı imzayla dolanıyor. Ve ben bir kez daha kendimi ispat turlarına başlamışım. Bu sefer işim daha da zor; candundar.com.tr kapanmış. Dolayısı ile insanlar arama motorlarında sizin tekzip yazınıza değil ama benim gibi bu sayfanıza ulaşıyor.

Emeğe saygınızı bildiğim için son bir rica ile bu sayfadaki yazının altındaki Can Dündar imzasını, içeriğindeki "oo Can bey kapmışsınız çıtırı" satırındaki Can / Ömer deformasyonunu bir de yazının girizgahındaki "Can Dündar yazıları
Can Dündar'ın yazılarını çok beğenerek okuduğumu; sık sık siteme koyduğum yazılarından anlamışsınızdır. Bugün de evlilikle ilgili çok güzel bir yazısını daha okudum. Onu da paylaşıyim istedim. Can Dündar'ın kendi sitesi olduğunu duymuştum ama bugüne kadar ziyaret etmemiştim. Ama artık isterseniz siz de ziyaret edebilesiniz diye linklerime ekliyorum." bölümlerini düzeltmenizi isteyebilir miyim?

ışık ve sevgi ile kalın.

byKush dedi ki...

Göstermiş olduğunuz hassasiyet için teşekkür ederim.

ışık ve sevgi ile...